kumum

 

ellerinde

istersen ışıltılı bir deniz parçası

incisi istiridye dudaklarının

 

yoksan

çöllerinde

çok ve yalnız

sürgün bir dervişin çaresizliğinde

 

fırtınalarına düştüm

ne gelir elimden

savursan toz

tutsan  cam

kırılgan saydam ocaklarında 

 

killerine kat pişir

odalarında sonsuz bir heykel

sevinçli ve hep yarım özleminden

 

direngen  bir yabancı

dizinin dibinde

döküm artığı başının  belası

tutkunu ellerinin kanatmaya hazır

kristal bir bıçak bileklerinde

 

kumum avuçla savur kör göklerine